Güneş Sigorta A.Ş. Genel Müdürü Sn. Mehmet Aydoğdu dan

Dünya'da, modern anlamı ile sigortacılık; gerçekleşebilecek fiziki risklerin ticari yaşam ve dolayısı ile ekonomik faaliyetler üzerindeki olumsuz etkilerini giderebilmek düşüncesinden hareketle başladı. Ekonomik kayıpların sigorta şirketleri tarafından önlenerek giderilmesi sigorta olgusunun yaygınlaşmasını getirdi. Ancak sigortacılar bu riskleri üstlenirken zamanla büyük bir fon birikimine sahip olduklarını gördüler. Tacirlerden alınan primlerin oluşturduğu bu fonların atıl bir kapasite olarak beklemesi ekonomik açıdan doğru bir karar olamazdı. Bu noktadan hareketle sigorta kuruluşları banka kurmak yoluna giderek ellerindeki fonları ekonomiye aktarmaya başladılar. Bu, piyasa koşulları içinde gelişen doğal bir süreçti.

Türkiye'de başlangıçtan itibaren sigorta şirketlerinin kurulmasına bankalar öncülük etmiştir.İlk dönemlerde Türk Sigorta Sektörü ana işlevi olan ekonomik kayıpyarın engellenmesi yönünde faaliyetlerini sürdürmüştür. Bu dönemde sigorta sektörü devlet tarafından belirlenen tarifeler ve uygulamalarla sınırlı olarak faaliyet göstermekte idi. Ayrıca yeni sigorta şirketi kurulması da mümkün değildi. Sektörün gelişimi, 1990 yılında korumacılığın kalkması ve serbest tarife rejimine geçilmesi ile ivme kazandı ve fon yaratma olgusu bu dönemden sonra ciddi biçimde gerçekleşmeye başladı.

1990 'da serbest tarife rejimine geçilmesi ve şirket kuruluşlarına izin verilmesi ile önemli bir adım atılmıştır. Her şirket, ticari yaklaşımları ve politikaları doğrultusunda varolan ürün yelpazesini geliştirmiş ve tarifelerini oluşturumuştur. İlk yıllarda fiyatlandırmalarda teknik ölçülere sığmayacak bazı uygulamalar olmuş ise de daha sonra şirketlerin teknik karlılıklarının önemli ölçüde düşmesi ve buna bağlı olarak yurtdışı piyasalarda yaşanan olumsuzluklar fiyatların belirli ölçüler içinde seyretmesini sağlamıştır. Tarifelerin serbest bırakılmasından sonra bu sorunların yaşanması doğaldı.

Önemli olan çözüm bulunabilmesi konusunda gerek sektörün gerekse devlet otoritesinin kararlı bir tutum içinde hareket etmiş olmalarıdır. Esasen sektörümüzün Dünya sigortacılığı içinde gerçek yerini alabilmesi için daha hızlı adımlar atılmasına ihtiyaç vardır. Ülkemizin ekonomik açıdan potansiyeli göz önüne alındığında kişi başına üretimin 13 US$ seviyesinde ve milli gelire oranının % 0.8 düzeyinde olması düşündürücüdür. Bu rakkamlar; 1980'li yıllardan itibaren Türkiye ekonomisinde, gerçekleştirilen köklü reformlar sonucu sağlanan dinamizmin sigortacılık açısından aynı düzeyde olmadığını göstermektedir. Ancak 1990'dan sonra serbest tarife ortamının etkisi ile gerek ürün çeşitliliği gerekse hizmet sunumu açılarından büyük bir gelişim sürecine giren sektörümüz, sorunları aşarak; sigortalılara, belirli kalitede çağdaş hizmet verebilir duruma ulaşmıştır.

Bugün ülkemizde herhangi bir alanda yatırımcılara "risk" olarak gözüken herşey Türk Sigorta şirketlerince teminat altına alınabilir durumdadır. Şirketler, mali yapılarını giderek güçlendirmektedirler. Önümüzdeki dönemde yatırım enstrümanları açısından sağlanabilecek esnekliklerle, prim girdilerinin daha da verimli şekilde değerlendirilmesi mümkün olabilecektir. Bunun en önemli etkisi, sigorta şirketlerinin elindeki fonların dolaylı olarak ekonomik yaşama geri dönmesi, yatırıma yönlenmesidir. Son yıllarda özellikle Sosyal güvenlik kurumlarının içinde bulunduğu durum konusundaki tartışmalarda da, bu kuruluşların yeniden yapılanması sürecinde özel sigorta şirketlerinin yer almasının gereklililği fonların verimliliği açısından makul görünmektedir. Bu çerçevede varılması gereken nokta açıktır. Sigorta sektörü, finans sektörünün içinde önemli bir yere sahiptir ve yakın bir gelecekte etkisi hissedilir bir biçimde artacaktır.

Sigorta sektörünün eksikliklerinin başında talebin yaratılmaması gelmektedir. Vatandaş sigorta bilincine yeteri kadar sahip olamadığı için talepte de bulunanamaktadır. Dolayısıyla atıl kalmış ve devreye sokulamamıştır. Bu sadece eğitimle de alakalı değildir. Eğitimsizliğin sigorta ihtiyacının hissedilmesine engel teşkil ettiği söylenebilse de iyi eğitimli kişilerin büyük bir bölümünün otomobil dışında sağlık, hayat, konut sigortaları yoktur. İstatistiklerden elde edilen neticelerden bu ortaya çıkıyor. Sigortanın bir ihtiyaç olduğu henüz toplum olarak yeteri kadar benimsenememiştir. Örnek olarak Türkiye'de Trafik sigortası verilebilir. Yasal zorunluluk olduğu halde, araçların ancak % 60'ı sigorta edilebiliyor. Buna karşın %40 ı sigortasız. Bugün evlerin % 25'i sigortalı % 75'i sigortasız. Türkiye'de sadece sınai sigortalar, deniz sigortaları ve ticari rizikolarda başarılı neticelere ulaşılabilmiştir. Bu alanlarda sigortalılık oranı yüksektir. Ferdi sigortalarda, hayat ve sağlıkta % 10'larda, %15'lerde kalınmıştır. Halen değerlendirilememiş büyük bir potansiyel vardır.

Sigorta şirketleri arasındaki rekabet nedeniyle basın ve yayın organlarında sıkça yer alan reklam ve tanıtım kampanyaları ile kamu oyunun ilgisi artmakta ve sigorta konusunun sürekli olarak gündemde kalmasını sağlamaktadır.

Sigorta sektörünün göstermiş olduğu büyüme ve gelişmenin yanında, sektörün lider şirketlerinden biri olan Güneş Sigorta, sektörel büyümeye oranla daha yüksek bir büyüme ve gelişme elde ederek, sektördeki konumunu daha da güçlendirmektedir. Güneş Sigorta nın yıllardır Türkiye sigorta pazarında daima ilk beş sırada bulunması bu performansın kanıtıdır.

Kıbrıs Şehitleri Caddesi Malikbey Çarşısı Kat:1    26010-Eskişehir/Türkiye

Tel: 0(222) 231 11 51 - 231 92 47 - 231 85 17 Faks: 0(222) 230 86 03

© Copyright 1995-2005  "Şentürk™ Sigorta Aracılığı Hizmetleri Limited Şirketi"  All rights reserved.

Patent Haklarımız       Bize Ulaşın     Size Ulaşalım       email